Bilgilendirici web sitesi
LIFE TRAINING INSTITUTE
comments@caseforlife.com

Yalnızca Tek Bir Konu 

Kürtaj konusu ile ilgili çekişme lehinde ya da aleyhinde seçim yapılan kişiler hakkındaki bir tartışma değildir. Özel yaşamın kişisel dokunulmazlığı ya da kadınlara güvenmek ile de ilgisi yoktur. Aksine, tartışma tek bir anahtar soruyu gündeme getirir.

Doğmamış Olan Nedir?

Yaşam lehinde olan savunucular, kürtaj seçiminin savunmasız bir insan varlığının yaşamına adil olmayan bir şekilde son verildiğini ileri sürerler. Ancak yalnızca tek bir soru üzerinde odaklanmak aracılığı ile, kürtaj tartışması basit bir hale indirgenir: Doğmamış olan, insan ailesinin bir üyesi midir? Eğer böyle ise, bu kız ya da erkek çocuğunu, diğer kişilerin yarar elde etmesini sağlamak için öldürmek ciddi bir ahlak hatasıdır.Yalnızca yaratıldığı için değerli olan farklı insan varlığına, kullanıldıktan sonra atılabilir bir aletmiş gibi davranmaktır. Bunun aksini düşünelim; eğer doğmamış olan insan değil ise, kürtaj lehindeki seçim, bir dişin çekilmesinin doğru olup olmadığı konusunda verilecek karardan daha fazlasını talep etmez. Gregory Koukl, bu konudaki görüşünü şöyle dile getirir: “Eğer doğmamış olanlar insan değiller ise, kürtaj lehindeki seçimin aklanma zorunluluğu gerekli değildir. ama eğer doğmamış olanlar insan iseler, kürtaj lehinde yapılan seçim için yapılacak hiç bir aklama yeterli olmayacaktır.” (Koukl, Precious Unborn Human Persons [Doğmamış Değerli İnsan Kişiler, sayfa 7]

Bu söylenenler, kadınların çoğu için kürtajın kolay olduğu anlamına gelmemektedir. Aksine, böyle bir karar vermek, kişiyi psikolojik açıdan bir karmaşaya sürükleyebilir ve hatta belki de bazı kişilerin can çekişircesine acı duymalarına neden olabilir. Ama bu günkü konu, psikoloji değil, ahlaktır. Duygularımız çatışma halinde olsa bile, doğru olanın ne olduğunu bilebilir miyiz?

Kürtajın canlı olan bir şeyi öldürdüğü konusunda herkes hemfikirdir. Bilindiği gibi, ölü olan şeyler büyümezler! Ancak, herhangi yaşayan bir varlığın hayatına son vermenin doğru olup olmadığı konusu, tamamıyla şu sorunun yanıtına bağlıdır: Bu yaşayan varlık ne tür bir yaşayan varlıktır?

Bazı kişiler, bu soruyu bütünüyle göz ardı etmek isterler. Doğmamış olanların, sizin ve benim gibi insani varlıklar olmadıklarını varsaymaktan rahatsızlık duymazlar.

Şimdi bu konuya nasıl netlik getirileceğini ifade edelim: Kürtaj lehinde yapılan seçimi savunan düşünceler duyduğunuz zaman, bu aynı düşüncelerin yeni yürümeye başlayan çocukların ya da diğer insanların öldürülmeleri söz konusu olduğu zaman da haklı görülüp görülemeyeceklerini kendinize sorun. Eğer haklı görülemezler ise, o zaman bu düşünceler doğmamış olanların yeni yürümeye başlayan çocuklar gibi tam olarak insan olmadıklarını ileri sürmektedirler. Ama biz yine belirtiyoruz; esas olan konu budur, öyle değil mi?

“Kadınların özel yaşamları ile ilgili olarak kendi kararlarını vermeye hakları vardır.”

Bir kadın düşünelim; önünde iki yaşındaki çocuğu duruyor. Bu anne, kızını ya da oğlunu yatak odasının mahremiyeti içinde olması koşulu ile öldürebilir mi? Elbette öldüremez. Neden? Çünkü çocuk bir insani varlıktır. Eğer doğmamış olanlar da aynı şekilde insanlar iseler, nasıl yeni yürümeye başlamış bir çocuk öldürülemez ise, doğmamış olanların da mahremiyet adına öldürülmemeleri gerekir.

Kürtaj savunucuları, elmaları portakallar ile kıyaslarcasına, yeni yürümeye başlamış bir çocuk ile bir cenini öldürmenin iki farklı şey olduğu karşılığını verirler. Ama zaten asıl konu budur, öyle değil mi? doğmamış olan insani varlıklar, yeni yürümeye başlamış çocuklar gibi midirler? Önemli olan tek konu budur. Ve bu konudan kaçamayız.

“Ama yoksul olan pek çok kadının bütçesi bir başka çocuğu büyütmek için yeterli değildir.”

İnsani varlıklar masraflı oldukları zaman, onları öldürebilir miyiz? Geniş bir ailenin aile bütçesine yardımcı olmak amacı ile ortak bir karar aldıktan sonra en küçük çocuklarından üçünü sessizce yok etmeye karar verdiklerini varsayalım.

Bu doğru bir davranış mıdır?

Kürtaj savunucuları çocukları öldürmenin yanlış olduğunu kabul ederler, ama bir ceninin kürtajının bir çocuğun öldürülmesi ile aynı şey olmadığı konusunda ısrar ederler. Ah, ama zaten konu da budur işte: Bir ceninin adil olmayan bir şekilde öldürülmesi iki yaşındaki bir çocuğun adil olmayan bir şekilde öldürülmesi ile ahlaki açıdan aynı şey midir? O zaman, tekrar belirtiyoruz, konu aynıdır: Doğmamış olan nedir?

Bir kadın, istenmeyen bir çocuğu dünyaya getirmesi için zorlanmamalıdır.”

Kürtaj savunucuları bazen, bir cenini öldürmenin daha insancıl bir davranış olduğunu ileri sürerler. “Kim, kendisini reddeden bir ailenin üyesi olmak ister? Herkesin istenilmeye hakkı vardır.” Ve eğer siz istenilmiyorsanız, o zaman sizi öldürebilir miyiz? Yeni yürümeye başlamış bir çocuğun istenilmeyen bir çocuk olduğunu varsayalım ve çocuk beş yaşına geldiği zaman, taciz göreceğine ve ihmal edileceğine dair elimizde geçerli bir neden de bulunsun. Onu, gelecekte çekeceği sıkıntıdan esirgemek için şimdi öldürmemiz mi gerekir?

Bu soruya verilecek yanıtın ‘hayır' olduğu aşikardır, ama bu yanıt bizi tekrar önemli olan tek konuya geri getirir: doğmamış olan nedir?

“Hiç bir kadın fiziksel özürlü bir çocuğu büyütmesi için zorlanmamalıdır.”

Zihinsel özürlü küçük bir erkek çocuğa sahip olduğunuzu varsayın. Fazla zeki değildir, konuşamaz ya da söylenenin çoğunu anlayamaz ve baştan aşağı garip bir görünüm içindedir. İçinde bulunduğu bu durum nedeni ile onu öldürmek ahlak açısından izin verilebilir bir eylem midir?

Kürtaj savunucuları, bu durumdaki bir çocuğu yok edemeyeceğimizi, ona, diğer tüm özürlü insani varlıklara gösterdiğimiz ilgi ile davranmamız gerektiğini kabul ederler. Burada tekrar, öncelikli sorunun ortaya çıktığını görürüz: eğer doğmamış olan özürlüler yeni yürümeye başlamış çocuk gibi insan iseler, bizim mükemmellik ölçümüze uygun olmadıkları için onları öldürmemiz mi gerekir? Bu nedenle, kürtaj tartışmalarındaki en önemli konu, özürlü olma durumu değildir. en önemli konu, “Doğmamış olan nedir?”

“Her kadın kendisi için neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda karar verme hakkına sahiptir.”

İki yaşındaki çocuğuna fiziksel olarak yanlış davranan tacizci bir anneyi ahlaki açıdan doğru davranması için uyarır mıydınız? Uyarırsanız iyi olur. Hiç bir insani varlığın taciz edilmemesi gerekir.

Gördüğünüz gibi, konu kişiyi ahlaki davranışa zorlamak değildir; mahremiyet ile de ilgili değildir; söz konusu olan ekonomik güçlükler de değildir; istenmemek de değildir. Konu, tek bir soruya indirgenmiştir: Doğmamış olan nedir?

 
 
©2009 - 2016 - Scott Klusendorf - All Rights Reserved.