Bilgilendirici web sitesi
LIFE TRAINING INSTITUTE
comments@caseforlife.com

Felsefik Durum 

Tüm insanlar eşit yaşam hakkına sahip midirler yoksa insanlar bir noktada var olur ama ilerde doğuştan olmayıp yalnızca sonradan kazanılan özelliklerden dolayı mı değerli hale gelirler?

Yaşamın BGÇB Savunması

Felsefik açıdan bir zamanlar olduğunuz cenin ile bu gün olduğunuz yetişkin arasında ahlaki açıdan önemli bir farklılık mevcut değildir. Stephen Schwarz bu konuya bir akrostiş (birkaç kelimenin baş harflerinin ya da ilk hecelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulan kelime) kullanarak şöyle işaret eder: BGÇB - B üyüklük, G elişim seviyesi, Ç evre ve B ağımlılık derecesi arasındaki farklılıklar, kürtaj savunucularının olmasına ihtiyaç duydukları şekilde uygunluk arz etmezler.

B üyüklük: Evet, ceninler yeni doğmuş bebeklerden ve yetişkinlerden daha küçüktürler, ama bu durum, konu ile neden ilgili olsun? Söylemek istediğimiz şey gerçekten daha büyük kişilerin daha küçük olanlardan daha değerli mi olduklarıdır? Erkekler genellikle kadınlardan daha büyüktürler, ama bu durum, erkeklerin kadınlardan daha fazla haklara layık oldukları anlamına gelmez. Büyüklük, değerin ölçüsünü belirlemez.

G elişim seviyesi: Ceninlerin ve dölütlerin sizden ve benden daha az gelişmiş oldukları doğrudur. Ama tekrar soruyorum, bu durum, konu ile neden ilgili olsun? Dört yaşındaki kızlar on dört yaşındaki kızlardan daha az gelişmişlerdir. Yaşça büyük olan çocukların küçük kardeşlerinden daha fazla haklara sahip olmaları mı gerekir? Bazı kişiler, insanın kendisinin farkında olmasının onu değerli kıldığını söylerler. Ama eğer bu düşünce doğru ise, o zaman yeni doğmuş bebekler insani varlıklar kadar değerli olarak nitelendirilmezler. Altı haftalık bebekler yarı baygın ya da komada olanlar, uyuyanlar ve Alzheimer hastalığına tutulmuş olanlar gibi bir insanın zihinsel işlevlerini hemen yerine getirecek kapasiteden yoksundurlar.

Ç evre: Bulunduğunuz yer kim olduğunuz ile ilgili değildir. Bir caddenin karşı tarafına geçerken ya da yatağınızın içinde yuvarlanırken sahip olduğunuz değer değişir mi? Eğer değişmez ise, o zaman aşağıya doğum kanalına doğru yapılan yirmi cm.lik bir yolculuk, doğmamış olanın elzem doğasını, değersiz bir doku kitlesinden insani bir varlığın sahip olduğu değere aniden nasıl dönüştürebilir? Eğer doğmamış olanlar zaten insanlar ise ve değerli iseler, yalnızca konumlarının değişmesi sonucu insan ya da değerli olamazlar.

B ağımlılık derecesi: Eğer yaşama kabiliyeti insan değerinin üzerinde tutuluyor ise, o zaman insülin ya da ilaçla böbrek tedavisi görmek zorunda olan herkes değersizdir ve onları öldürebiliriz. Aynı zamanda kan türlerini ve bedensel sistemlerini paylaşan birleşik ikizler de yaşama hakkına sahip değildirler.

Kısaca özetleyecek olursam, şu iddiayı ileri sürmek daha mantıklıdır: İnsanlar, yetenekleri, başarıları ve gelişim dereceleri açısından yoğun bir farklılık gösterseler bile, her şeye rağmen eşittirler (ve değerlidirler), çünkü hepsi de ortak bir insan doğasını paylaşırlar. İnsanlar, yalnızca var oldukları için değerlidirler, değerli olmalarının nedeni yaşam süreleri boyunca elde edebilecekleri ya da yitirebilecekleri bir şeylere sahip olmalarından kaynaklanmaz.

Abraham Lincoln kölelik ile ilgili benzer bir konuyu gündeme getirdi; siyahların yetkilerini hakların özneleri olarak ellerinden almak, pek çok beyazın yetkisini elinden almak ile eşit derecede olan bir eylemdir.

“Siz, ‘A'nın' beyaz, ‘B'nin' siyah olduğunu söylersiniz. O zaman söz konusu edile, renk olur: açık renkli olanlar koyu renkli olanları köle etme hakkına sahip midirler? Dikkatli olun. Bu kural uygulandığı takdirde, karşınıza çıkacak olan, cildi sizinkinden daha beyaz olan ilk kişinin kölesi olacaksınızdır.

“Tam olarak söylemek istediğiniz renk değil – söylemek istediğiniz, beyazların zeka olarak siyahlardan daha üstün oldukları mı? Yine dikkatli olun: Bu kural uygulandığı takdirde, sizin zekanızdan daha üstün bir zekaya sahip olan karşılaşacağınız ilk kişinin kölesi olmanız gerekecek.

“Ama eğer siz bu bir çıkar meselesidir diyorsanız, ve böyle bir durumu çıkarınız haline getirebiliyorsanız, o zaman bir başkasını köleniz yapma hakkına sahipsiniz. Çok iyi. Ve eğer o kişi de bu durumu çıkarı haline getirebiliyorsa, sizi kölesi yapma hakkına o da sahiptir.”

Eğer insanlar, var oldukları için değil de yalnızca cilt rengi ya da öz bilinç gibi bazı sahip oldukları şeylerden dolayı değerli iseler, bu sahip oldukları şeyler değişen derecelerde geldikleri için temel insan hakları da değişen derecelerde gelirler. Söylemek istediğimiz şey gerçekten öz-bilinci yüksek olanların, öz-bilinci düşük olanlara göre daha fazla insan (ve daha değerli) oldukları mıdır? Lee ve George'un işaret etmiş oldukları gibi, bu durum, tarih boyunca yaşamış ve yaşayacak olan tüm insanların eşit yaratıldıkları önerisini belirtir.

Sonuç

Ne yazıktır ki, yaşam lehinde olan görüşün karşıtları, yanlış konumda ya da yanlış gelişim seviyesinde olan insani varlıkların yasanın korumasını hak etmediklerine inanırlar. Küçük ve bağımlı insanların değil, güçlü ve bağımsız kişilerin yasanın korumasına layık oldukları inancını hiç bir doğrulama yapmaksızın iddia ederler. Bu görüş, belirli bir sosyal sınıfın seçkinliğini kabul etmek olur ve genele açık değildir. bir zamanlar politik özgürlüğü yücelten ilkeyi ihlal eder: insan toplumunun en kolay yaralanabilir üyelerini korumak için temel bir adanış, politik özgürlüğü yücelten bir ilkedir.

Bundan daha iyisini yapabiliriz. Geçmişte, cilt rengi ve cinsiyet konusunda ayırım yapmaya alışmıştık, ama şimdi kürtajın seçilmesi ile, büyüklük, gelişme seviyesi, konum ve bağımlılık derecesi gibi durumları temel alarak ayırım yapmaktayız. Aslında yaptığımız şey, bağnazlığı bir başka bağnazlık ile değiş tokuş etmektir.

Keskin bir ayırım yaparak savunmuş olduğum konum, büyüklüğü, gelişim seviyesi, ırkı ya da oturduğu yer göz önüne alınmaksızın hiç bir insani varlığın, insanların ahlak toplumundan dışlanmaması gerektiğidir. Bir başka deyişle, insanlığın yaşamı savunan görüşü, herkesi, özellikle küçük, yaralanabilir ve savunmasız olan herkesi kapsar ve bu görüşün kolları herkese sonuna kadar açıktır.
 
 
©2009 - 2016 - Scott Klusendorf - All Rights Reserved.